çevre kirliliği ile ilgili fotograflar resimler, hava toprak ve su ile ilgili resimler, bilgiler, environmental pollution, air land and water-related pictures, Çevre Kirliliği resimleri
- dünya ve çevre kirliliği ile ilgili resimler
- hava kirliliği ile ilgili resimler, files related to air pollution
- hava su ve toprak kirliliği ile ilgili resimler
- hava toprak ve su çevre kirliği ile ilgili resimler
- hava toprak ve su kirliliği ile ilgili resimler
- küresel ısınma ve çevre hayvanlar, kuraklık
- küresel ısınmayla ilgili fotoğraflar, pictures on global warming
- küresel ısınmayla ilgili resimler, photos on global warming
- su kirliliği çevre kirliliği, water pollution, environmental pollution
- su kirliliği ile ilgili resimler, photos related to water pollution
- su ve çevre kirliliği ile ilgili resimler, water and environmental pollution related photos
- su ve deniz kirliliği ile ilgili resimler, water and marine pollution and related photos
- çevre kirliliği, hava toprak ve su ile ilgili resimler, environmental pollution, air land and water-related pictures
- çevre kirliliği ile ilgili resimler, environmental pollution and related photos
- çevre kirliliği ve dünya duvar kağıdı, environmental pollution and world wallpaper
- çevre ve su kirliliği ile ilgili fotolar, Photos related to environmental and water pollution
- deniz kirliliği, marine pollution
Hava, Su ve Toprak Kirliliği
Hava, Su ve Toprak Kirliliği
Hava Kirliliği:
Hava kirliliği, insanların çeşitli aktiviteleri sebebiyle atmosferin yapısında oluşan değişimdir. Dünya’da insan yaşamının varolmasının ön koşullarından biri olması sebebiyle atmosferin yapısındaki değişiklikler insan hayatını tehdit edici sonuçlar doğurabilir. Bu sağlık sorunlarının başlıcaları, solunum yollarını etkileyen problemler, kanser ve hava kirliliği yaratan kazalara bağlı spesifik sağlık sorunları olarak sıralanır. Bu sağlık sorunlarına yol açan hava kirliliğinin başlıca sebepleri iki başlık altında toplanır: İnsan Etkisi ve Doğal Kaynaklar.
İnsan Etkisi: Mobil olmayan kirlilik kaynakları yani enerji santralleri, üretim binaları ve çöp yakma fasiliteleri bu bölümde ciddi bir kirlilik yükü yaratır. Bunun dışında taşıma araçları (hava, kara ve su taşıması) sanıldığının aksine hava kirliliği problemine sabit kaynaklardan daha büyük bir etki yapmaktadır. Bunun dışında tarım ile ilgili ilaçlama ve kontrollü yangınlar, çöp depolama alanlarından çıkan gazlar ve askeri aktiviteler de bu başlık altında listelenmektedir.
Doğal Kaynaklar: Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların sindirim süreci sırasında orataya çıkan gazlar doğal kaynaklar arasında en ciddi sorun kaynağıdır. Bunun dışında volkanik aktiviteler, bitki örtüsünün olmadığı yerlerdeki toz hareketleri, vahşi doğada ortaya çıkan ve insan kaynaklı olmayan yangınlar da hava kirliliği problemine ciddi katkılarda bulunmaktadır.
Hava kirliliğine sebep olan gazları saymak gerekirse, Sulfur Dioksit, Nitrojen Dioksit, Karbon Dioksit, Karbon Monoksit, Hidrokarbonlar, Partikül Formasyonlu Maddeler (Toz ve Duman), Metal Oksitler (kurşun, kadminyum, bakır…), Amonyak, Kloroflorokarbonlar, ve ikinci dereceden problem yaratan gazlar olarak yere yakın ozon, Peroksasetil Nitrat listelenebilir.
Su Kirliliği:
Su Kirliliği gelişmekte olan ülkeler öncelikli olmak üzere bütün dünyada her gün 14.000 kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Su kirliliği su kalitesine yani suyun içerindeki minarellere, tada veya içindeki mikroorganizmalara bağlı olarak değerlendirilmemektedir. Bir su kaynağının “kirli” olarak nitelendirilmesi için bu su kaynağının daha önce kullanıldığı kullanım alanıyla ilgili olarak değerlendirilemeyecek durumda olması gerekmektedir.Daha uzun vadeli etkileri olan hava kirliliğinin tam tersine, su kirliliği özellikle içme suyu kaynaklarında gözlemlenildiği zaman kısa zamanda ishal ve dehidrasyon gibi sebeplere bağlı olarak yüksek sayıda ölümlere sebep olabilmektedir. Bunun yanında doğrudan kirlilik yaratmayan ancak suyun geçirgenliğini azaltan bir takım etkenler de uzun vadede suyun altında kalan kısımdaki oksijen tedarik eden organizmaların güneşle olan kontağını keserek kaynağın kullanılmaz hale gelmesine sebep olmaktadır. Su kirliliği hava kirliliğinde olduğu gibi değişik şekillerde gerçekleşmektedir ancak su kirliliğine yol açan etkenlerin hepsi insan elinden çıkmaktadır. Bu kirlilik odağında etkenler organik ve inorganik olarak ikiye ayrılmaktadır.
Organik sebepler: Bitki ve Böcek öldürücü ilaçlar,Kanalizasyon ve Hayvancılığa Operasyonlarına bağlı bakteriler,Yiyecek işleme atıkları, öncelikli olarak patojenler ve son olarakOrmancılık faaliyetlerine bağlı ağaç ve benzeri bitki örtüsü kalıntıları yer almaktadır
İnorganik sebepler: Maden drenajı kaynaklı ağır metaller, endüstriyel atıklardan kaynaklanan asidite, üretim alanlarından çıkan kimyasal atıklar, tarımsal sızıntı dahilinde gübreler
Bu kirlilik etkenlerinin suya karışmasına sebep olduğu DDT, Klorin ihtiva eden Hidrokarbonlar, Tetrakloroetilen, Trikloroetilen gibi maddeler su kirliliğinin başlıca sorumlularıdır.
Toprak Kirliliği:
İnsanın yaşam alanını oluşturan bölümler arasında temizliği ve eski haline getirilmesi en zor bölüm topraktır. Toprak kirliliği ile ilgili temizlik çalışmaları uzun süren ve diğer temizleme operasyonları ile karşılaştırıldığında daha pahalı olan bir prosedür olduğu için toprak kirliliğinin en yaygın olduğu A.B.D’nin başını çektiği belli başlı batı ülkeleri dışında bu konuda çalışma yapılmamaktadır. Kirli toprağı tespit etmenin zor bir iş olması ile birleştiğinde bu faktör dünyada hangi bölgelerin toprak kirliliği problemi yaşadığının tam olarak bilinememesiyle sonuçlanır. Bu gizli tehlike’nin insan sağlığına oluşturduğu tehdit, yeraltı su kaynaklarının kirlenmesine sebebiyet vermesi ve tarım ürünlerinin zararlı özellikler kazandırması ile ilgilidir.
Toprak kirliliği ayrıca hem çoktan sanayileşmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde ciddi bir ekonomik yük yaratmaktadır. Çin’de her yıl 12 milyon ton tahıl toprak kirliliği sebebiyle kullanılamaz hale gelmektedir. Bu durumun Çin ekonomisine maliyeti 20 milyar yuan civarındadır. (US$2.57 billion).
ÇEVRE KİRLENMESİ, Bir fabrika bacasının tüten dumanı, bir akarsuyun kirli suyu, denizine girilmesi yasaklanan kıyılar, dağ gibi çöp yığınları, kent trafiğinin kulakları sağır eden gürültüsü, bütün bunlar yaşanan çerenin kirlenmesinin sonuçlarıdır.
Canlıların tümü artık oluşturur. Bitkiler bile, ölürler, artık haline gelirler. Doğal artıkların aşırı ölçüde olmaması durumunda doğa bunları büyük bir hızla bünyesinde eritir. Bu özümleme işlemine biyolojik bozulma adı verilir. Ancak insanların ürettiği artıkların büyük bir bölümü biyolojik bozulmaya elverişli değildir. Bu yüzden yığınlar oluştururlar. Doğanın bunları “eritmesi” için uzun zamana gereksinimi vardır, örneğin doğanın plastiği biyolojik bozulmaya uğratması olanaksızdır; buna karşılık kağıt bu işleme uygundur.
Çevre Kirliliği
Artıklar, gürültü: Teknolojide gelişim insan ömrünü uzatarak dünya nüfusunun artmasına yol açmıştır. Sanayi bölgeleri başta olmak üzere, yaşam düzeyi yükselmiş ve gereksinim duyulan tüketim maddelerinin sayısı ve çeşidi de artmıştır. Buna bağlı olarak insanlar tarafından üretilen sıvı, kâtı, gaz ya da radyoaktif artık maddeler de artmıştır. Bu maddelerin birikmesi yaşanılan çevre üstünde ‘çok tehlikeli ve oldukça duyarlı değişimlere yol açar. Bu değişimlere günümüzde çevre kirlenmesi adı verilmektedir. Çevre kirlenmesi suyu, havayı, toprağı yâni dünyanın başlıca öğelerini ilgilendirir.
Termik kirlenme de özel bir artık türünden meydana gelir. Enerji dönüşümünün bütün evrelerinde, yanma sırasında ve devinimdeki makinelerden etrafa saçılan ısı bu kirlenmeye yol açar. örneğin akarsu ve sel sularının sıcaklığa dönüştürüldüğü termoelektrik santrallarındaki artıklar termik yani ısıl artıklardır.Kendisinden çok az söz edilen bir kirlenme türü de akustik kirlenmedir. İnsan ve hayvanlar için kabulü olanaksız yaşam koşulları yaratan, çalışan makinelerin, bu arada trafiğin oluşturduğu gürültü akustik kirlenmenin kaynağıdır. Çevre kirlenmesi çeşitlerinin tümünü ve neden oldukları sonuçları sıralamak olası değildir.
Bir ırmağın ölümü: Bir yerleşim merkezinin lağım suları bir ırmağın sularına akıtılırsa ne olur? Akarsuyun içerdiği organik maddeler bakterilerce kuşatılır, zararlı ve zararsız bileşikler haline dönüşürler. Temel olarak, aerob ve anaerob olmak üzere iki tür bakteri vardır. Aerob türü bakteriler suyun içinde çözünmüş olarak bulunan oksijeni tüketirler. Bu tür bakteriler su dışın-daysalar bu kez havadaki oksijeni kullanılrlar. Anaerob bakteriler ise organik ve inorganik bileşimlerin moleküllerindeki oksijenden yararlanırlar. Organik artıkların sindirilmesi öncelikle aerob bakterilerce olur.
Oldukça pis kokuların oluşumuna yol açan anaerob bakterilerin sindirim işlemleri yavaş yavaş gerçekleşir. Irmağa katılan artık miktarı akarsuyun taşıdığı suya göre az, ise aerob bakterilerce tüketien oksjien sınırlı kalır ve akarsuyun bitki örtüsü ile hayvan topluluğu bundan etkilenmez. İrmağa katılan artık miktarı çok olursa, tüm oksijen bakterilerce tüketilir, dolayısıyla bakterinin dışındaki yaşam biçimleri ortadan kalkar. Bu noktada ırmak artık anaerob bakterilerin cirit attığı bir “açık lağım suyu’na dönüşmüştür.
Günümüzde kentlerin lağım sularında, normal organik artıkların dışında biyolojik bozulma yeteneği olmayan çok miktarda zehirli maddeler de vardır (örneğin deterjan maddeleri). Bu durum, ırmak suyunun artık tarımsal ve sınai amaçlarla kullanılmayacak kadar kirlenmesine yol açar. Kirlenen su bir daha içme suyu olarak da kullanılamaz. Demek ki akarsuyun kirlenmesi ya biyolojik bozulma yeteneğinde ama yüksek miktarlardaki artıklardan, ya da biyolojik bozulma yeteneğinde olmayan zehirli artıklardan kaynaklanmaktadır.
Bu gelişim salt bir akarsuyun kirlenmesinde değil, çevre kirlenmesinin bütün biçimleri için geçerlidir. Gökyüzü kirlidir: Kentlere, sanayi bölgelerinin ve yoğun trafiğin bulunduğu yollardaki havada, konutların ve fabrikaların bacalarından, taşıtların egzos-larmdan çıkan dumanların yol-açtığı yüksek oranda toz ve çeşitli gazlar vardır. Bu gazlar havada karışır, kimileri birbiriyle tepkimeye girer ve çoğu kez ilk oluştukları andaki konumlarından çok daha tehlikeli ve kimi kez bilinmeyen bileşikler oluştururlar. Bu tür kirlenme atmosferde yayılır ve rüzgarlarla uzaklara, üstelik yalnızca yeryüzüne değil atmosferin yüksek tabakalarına taşınır. Çevre kirlenmesinin atmosferdeki yaygınlığının yol açtığı birçok olay arasında birinden sözetmek sorunun önemini vurgulamaya yetecektir:
Çevre Kirliliği Resimleri
Asit yağmuru. Yağmur, atmosferden geçerken karşılaştığı gazlarla tepkimeye girerek yaşayan canlılar ve mineraller için zararlı asitlerin oluşmasına yol açar (örneğin anhidrit sülfirik ile asit sülfirik meydana getirir). Bu asitler kayaların bile yavaş yavaş kimyasal bir etki ile erimelerine yol açabilirler. Atmosferdeki kirlenmenin ne düzeyde olduğu, yağmurdaki asit miktarının artışıyla belirlenir. Kutuplarda bile yağmur suyundaki asit oranının yükseldiği görülmektedir. Aynı durum deniz suyu kirlenmesinde de geçerlidir. Kirlenme deniz suyunda akıntılar ya da başka kirlenme biçimle-riyle uzaklara taşınır. Bütün bu söylenenler, artık yeryüzünde hiç “temiz” bölge olmadığını, temiz havanın solunup rahatça denize girilebilen bir yer bulunmadığını göstermez. Çevre kirlenmesini doğuran maddeler çeşitli yollarla dörtbir tarafa dağılırlarsa da, sanayi ve yerleşim merkezlerinden uzakta bulunan bölgeler, büyük yerleşim merkezlerine oranladaha sağlıklı ve temizdirler.
Ancak çevre kirlenmesini gizlenemez nitelikte tehlike işaretleri olarak görmek gerekir. Çünkü çok yüksek orandaki zararlı artıkların yalnızca üretildikleri dar alanları kirletmekle kalmayıp, çeşitli yollarla önceden kesitirilemeyen sonuçlar doğurarak, tüm dünyayıy etkileyebil-mesi söz konusudur. Kirlilik salt rüzgar ya da suyla taşınmaz, örneğin bir otoyolun hemen kenarında biten otlar, topraktan, otomobil artıklarından yayılan kurşunu özümlerler. Bu otları yiyen hayvanlar aynı zamanda kurşunu da sindirip vücutlarında biriktirirler. Otoyoldan kilometrelerce uzakta yaşayan bir insan bu hayvanın etini yiyebilir. Böylece söz-konusu zehirli madde beslenme zinciri içinde bir canlıdan diğerine aktarılmış olur.
Çareler: Teknik, çevre kirlenmesini önlemeye yönelik birçok aygıt geliştirmiştir. Su arıtıcıları, akarsu temizleyicileri, katı artıkları akışkan hale getiren yeni sistemler vb. bunlara örnektir. Geliştirilecek özel aygıtlar, tüketim maddelerinin kalite denetimini daha katı kurallara bağlanmasını sağlarlarsa, daha etkili olabileceklerdir. Bu konuda sayısız tasarımlar vardır, örneğin yüksek derecede çevre kirlenmesine yol açan kimyasal maddelerin üretimlerinin yasaklanması ve diğer birçoklarının kulanımlarının azaltılması önerilmiştir. Bütün bunlar çevre kirlenmesinin azalmasına katkıda bulunacak ya da en azından büyümesini önleyecektir. Alınacak önlemlerin yeryüzünün yaşanamaz duruma gelmeden önce gerçekleştirilmesi çok önemlidir.
Ne yazık ki çevre kirlenmesine karşı verilen savaşım her zaman yeteri kadar etkili olamamaktadır, ölü akarsular, kirli hava ve zehirlenmiş yeşil alanlar daha bir süre varlıklarını koruyacağa benzemektedirler. Çevre kirlenmesinin ülkemizde en belirgin etkilerinin görüldüğü yerlerin başında Haliç (istanbul), izmit Körfezi ve izmir Körfezi gelmektedir.
Sanayi kuruluşlarının artıklarıyla kirlenen Halic’in temizlenmesi amacıyla bölgedeki birçok kuruluş başka yerlere nakledilmiştir. Alınan önlemler Haliç’le belirli bir canlanma sağlamıştır, izmit ve izmir körfezlerinin kirliliklerini önlemek için de benzer önlemler alınmıştır. İzmit Körfezi’ndeki kirlenme zaman zaman balıkların ölü olarak kıyıya vurmalarına bile yol açmaktadır. Öte yandan ülkemizin Akdeniz kıyılarında da kirlenme belirtileri saptanmaktadır.
Kaynak: Büyük Ansiklopedi
Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesine paralel olarak çevre kirliliği de artış göstermektedir. Hayatımızı kolaylaştıran teknoloji aynı zamanda da sağlığımızı tehdit etmektedir. Örneğin taşıtların çoğalması hava kirliliğinin artmasına neden olurken, hızlı nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler doğal kaynakların aşırı tüketimini bebaberinde getirmiştir.
Kirlilik Çeşitleri
Su Kirlenmesi
Canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan su, çevre kirliliğinden çok fazla etkilenmektedir. Fabrika atıkları, evlerde kullanılan deterjanlar, zirai ilaçlar, gübreler, deniz taşıtlarından çıkan mazot, yanmış yağ ve katranlar suların kirlenmesine sebep olmaktadır.
Sulardaki kirletici maddeler hem insan sağlığını tehdit etmekte hem de sularda yaşayan canlıları olumsuz etkilemektedir. Örneğin içerisinde fosfor bulunan deterjanlı sular göllere karıştığında, göllerdeki bazı bitkilerin ve su yorunlarının aşırı büyümesine neden olur. Aşırı bir şekilde büyüyen bu bitkiler sudaki oksijeni tüketmekte ve bunun sonucunda göldeki balık sayısı azalmaktadır. Sulardaki kirletici maddeler çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Bunlardan;
Fenol Türevleri: Böbrek yetmezliği, boğazda yanma, mide kanaması, beyinde ve dolaşım sisteminde bozukluk, mide krampları ve solunum durmasına yol açar.
Kurşun: Böbrek, beyin, karaciğer, mide, bağırsak sistemi ile kemik iliği hastalıklarına sebep olur.
Amonyak: Boğaz, yemek borusu ve bağırsak sisteminde tahrişler, bulantı, kusma, mide ağrılarına sebep olur.
Toprak Kirlenmesi
Toprağın kirlenmesine neden olan kaynaklar çok çeşitlidir. Toprağa verilen mineral gübreler, zirai mücadele için kullanılar ilaçlar, endüstri atıkları, nükleer santrallerden gelen sızıntılar, sönmemiş kireç, endüstri, ulaşım, ısınma faaliyetlerisonucunda havaya karışan gazlar sebebiyle oluşan asit yağmurları toprağın kirlenmesine sebep olmaktadır.
Toprak kirlenmesi canlıların yaşamsal fonksiyonlarını tehlikeye sokar. Topraktaki zararlı maddeler bitkilere, bitkilerden de onlarla beslenen canlılara geçerek solunum ve beslenme bozukluklarına yol açar.
Hava Kirlenmesi
Hava, su gibi kendi kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Belirli miktardaki zehirlenmeler zamanla yol olabilir. Volkanik patlamalar, orman yangınları gibi sebeplerle oluşan hava kirliliği kısa sürede temizlenebilmektedir. Ancak sanayinin gelişmesiyle havayı kirleten maddeler artmış ve hava kendi kendini yenileyemeyecek duruma gelmiştir.
Sanayileşme, konutların ısıtılmasında kullanılan yakıtlar, motorlu taşıtlardan çıkan gazlar hava kirliliğinin başlıca sebepleridir. Havadaki tozlar akciğer aracılığı ile kan dolaşımına katılır, bazıları da akciğerde kalarak solunum güçlüklerine sebep olmaktadır. Havada toz halinde bulunan toz parçacıkları sindirim bozuklukları ve böbrek hastalıkları oluşturmaktadır. Havada gaz halinde bulunan kirleticiler (kükürtdioksit, karbonlu hidrojen gibi) ise kanser riskini artırmaktadır. Dünyada sanayi tesislerinin ve trafiğin yoğun olduğu şehirlerde o şehirlere has hava kirliliği ortaya çıkmıştır.
Londra Tipi Hava Kirlenmesi
Evlerde, sanayi tesislerinde, motorlu taşıtlarda ve enerji santrallerinde petrol ve kömür gibi yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan gazların meydana getirdiği dumanın sisle karışması sonucunda oluşan hava kirliliğine Londra tipi hava kirlenmesi denir.
1952 yılında Londra’da bacalardan çıkan kükürtdioksit, sis ve duman karışarak şehrin üzerini kaplamış, iki hafta gibi bir sürede 4000 kişinin hayatını yitirmesine sebep olmuştur. Ülkemizde de sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu İstanbul, İzmir ve Bursa’da bu tip hava kirliliğine rastlanmaktadır.
Bu tip hava kirliliği cilt ve gözlerde tahrişe, bronşit gibi hastalıklara yol açmaktadır. Ayrıca metallerin paslanmasına, renk değiştirmesine, betonların kalkmasına, boyaların, kiremitlerin, kalkerlerin bozulmasına, toprağın asitlenerek verimsizleşmesine yol açmaktadır.
Los Angeles Tipi Hava Kirlenmesi
Los Angeles tipi hava kirlenmesi motorlu taşıtların çıkardığı gazların (karbonmonoksit, hidrokarbon, azotoksit, sülfüroksit ve katkı maddeleri) güneş ışınlarının etkisiyle karbondioksite dönüşmesidir. Los Angeles çevresi dağlarla çevrili okyanus kıyısında bulunan bir kenttir. Taşıtların çıkardığı gazlar okyanustan gelen rüzgarların etkisiyle kentin üzerinde yoğunlaşır. Gözlerde tahriş, bronşit, astım, amfizem gibi hastalıklara sebep olur, solunum ve dolaşım sistemini etkiler. Ülkemizde taşıt sayısının fazla olduğu İstanbul’da bu tip hava kirliliğine zaman zaman rastlanmaktadır.
Radyoaktif Kirlenme
Radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasına radyoaktif kirlenme denir. Radyoaktif maddelerin çevreye yaydığı zararlı ışınlara ve parçacıklara radyasyon denir. Nükeer enerji santralleri, x ışını makineleri, nükleer silah ve bombalar radyasyon kaynaklarıdır. Radyoaktif maddelerin yaymış olduğu elektronlar toprağa, havaya, suya, bitkilere, bitkilerden besin zinciri ile insan ve hayvanlara çok hızlı bir şekilde geçerek canlı hücrelerdeki elektron dengesini bozar, bunun sonucunda hücreler normal işlevini yerine getiremezler. Radyasyon tehlikesi çok uzun yıllar sonra da etkisini göstermektedir.
26 Nisan 1986′da Ukrayna‘daki Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen patlamada birçok radyoaktif madde geniş alanlara yayılmıştır. Bu kazadan etkilenen Almanya‘nın Miesbach bölgesinde otlaklarla beslenen ineklere ait her 10 buzağıdan birinin ölü ve sakat doğduğu görülmüştür. Bu patlamanın etkisi Türkiye’ye kadar ulaşmıştır.
1945 yılında ABD’nin Japonya‘ya attığı atom bombası sonucunda Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde tarihin en büyük felaketlerinden birisi yaşanmıştır. Aradan 60 yıldan fazla süre geçmesine rağmen felaketin etkileri az da olsa devam etmektedir.
Besin Kirlenmesi
Hava, su ve toprak kirlenmesi, tarım ilaçlarının kullanılması, daha sonra tüketilmek için hazırlanan yiyeceklerin yapımı ve saklanması sırasında gerekli koşulların sağlanamamasından dolayı yiyeceklerin bozulması besin kirlenmesinin nedenlerindendir.
Kirlenmiş olan besin maddelerinin tüketilmesi çeşitli hastalıklara hatta ölümlere neden olabilmektedir.
Ses (Gürültü) Kirliliği
Hoşa gitmeyen, insanın işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz etkileyen, fizyolojik ve psikolojik denge bozulmalarına yol açabilen, çalışma verimini düşüren ve karmaşık seslere gürültü veya ses kirliliği denir.
Hızlı nüfus artışı, yaşam düzeyinin iyileşmesi ile teknoloji ürünlerinin kullanımının artması, sanayinin gelişmesi, yoğun trafik, çocuk parkları, eğlence yerleri, spor alanları, yağmur, şimşek ve rüzgar gibi atmosferik olaylar gürültü kirliliğine sebep olmaktadır.
Gürültü insanlarda fiziksel, psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar oluşturmaktadır. Örneğin, 50 – 90 desibel arasındaki ses; uykusuzluk, öfke, yorgunluk ve baş ağrısına neden olmaktadır. 130 desibelin üzerindeki ses; kulak zarı patlamasına neden olmaktadır.
Gürültü kirliliğine karşı;
Fabrikalar, sanayi kuruluşları, binalar yapılırken ses geçirmeyen izolasyon maddeleri kullanılmalı.
Yük taşıyan araçlar yerleşim yerleri dışından geçirilmeli.
Gürültü kaynakları ile konutlar arasında boş alanlar bırakılıp, bu alanlar ağaçlandırılmalı.
Otoyolların kenarları ağaçlandırılmalı.
Gürültülü uyarılar yerine görsel uyarılar yaygınlaştırılmalı.
Halkı gürültü kirliliği konusunda bilinçlendirmeli.
Teknolojinin Zararları ve Çevre Kirliliği
Teknoloji dediğimiz şey öncelikle yeniliklerin ve gelişimlerin insan hayatını kolaylaştıracak biçimde uygulanması anlamını içeren genel bir kavramdır. Peki teknoloji gelişirken ve gün geçtikçe insan hayatında daha çok yer edinip, işleri kolaylaştırırken yani bütün bunları yaparken hiç zararı olmuyor mu? Tabiki oluyor.
Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz önde etkileyen çevre sorunlarına “Çevre Kirliliği” adı verilir.
Teknolojinin neden olduğu çevre kirliliğinin sebepleri ve yol açtığı sorunlar şöyledir:
Çevre Kirliliğinin Sebepleri:
Trafiğe her yıl daha fazla sayıda araç çıkmakta ve bu araçların yaydıkları egsoz dumanları ozon tabakasının incelmesine sebep olmaktadır.
Ormanların kağıt üretimi, toprak genişletilmesi, hayvancılık alanı oluşturmak gibi sebeplerle denetimsizce kesilmesi, ağaçların gündüzleri oksijenli solunum yaparak ortama oksijen salınımı yapmasını kısıtlıyor.
Fabrika bacalarından çıkan zehirli gazla atmosferi kirleterek, havadaki oksijen oranını azaltmaktadır. Ayrıca havanın bu denli kirlenmesi asit yağmuru olarak inerek toprağı da etkilemektedir.
Hastalık taşıyan hayvanlarla ortama geçen bakteri ve virüslerin sulara veya havaya karışması.
Fabrikalardan atılan arsenik, siyanür, fenol gibi toksik endüstri atılarının sulara karışması.
Tankerler veya borularla taşınan petrolün kaza sonucu sulara karışması.
İnorganik tuzlar, zirai mücadele ilaçları ve yapay organik kimyasal maddelerin sulara karışması.
Radyoaktivitenin etkisi yani: Nükleer enerji santralleri, çeşitli nükleer denemeler, tıbbi içerikli üretimler ve çeşitli endüstri tipi üretimleri, radyoaktif maddeye sahip hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Böylece bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak ve kansere neden olmak gibi sorunlara yol açar.
Önemli Not: Atmosferdeki ve topraktaki kirletici maddeler asırlar sonra da olsa eninde sonunda suya geçerler.
Çevre Kirliliğinin İnsan Üzerindeki Etkileri:
Hava kirliliğinde en çok açığa çıkan gazlardan biri olan sülfürdioksit, solunum yolu problemlerine yol açıyor; üstelik akciğer dokusunu da zedeliyor. Monoksit, sinir sisteminin çalışmasını etkiliyor. Kurşun ise çocuklarda beyin zararlarına yol açıyor. Yine bol miktarda bulunan nitrojendioksit, nefes almayı güçleştirirken astıma da neden oluyor.
Sulara karışan bakteri, virüs ve çeşitli kimyasal yapılar insan vücuduna girerek her çeşit hastalığa yol açabilmektedir.
Radyasyonun insan vücudunu etkilemesiyle bağışıklık mekanizması felce uğrar ve insan vücudunda kanserli hücrelerin oluşumu ve yayılımı gözlenir.
Teknolojinin Zararları:
Teknoloji ürünlerinin neredeyse tamamı elektrikle çalışmaktadır. Elektrikle çalışan her alet bir elektromanyetik alan oluşturur. İnsan beyninin de kendine ait bir elektromanyetik alanı vardır. Çünkü sinirler nöronlar aracılığıyla elektriksel uyarıları beynin çeşitli yerlerine ulaştırarak çalışırlar. Bu nedenle günlük hayatta kullandığımız her elektrikli cihaz mutlaka bizi olumsuz etkilerler. Örneğin cep telefonu ile bize en az zarar verecek şekildeki konuşma süresi doktorlarca günlük azami 5dk olarak açıklanmıştır. Tabiki bu 5dk süresince telefonun yaydığı elektromanyetik dalga miktarı maksimum seviyesine çıkar ve insanın beyin ısısının artmasına neden olur. Beyindeki bu manyetik düzensizlik, uzun vadede beyin hücrelerinin ölmesine ve özellikle kulaktaki birtakım organların görevini yitirmesine yol açmaktadır. Bu da duyu kaybı ve denge bozuklukları gibi etkilere neden olabilmektedir.
Elektromanyetik alan konusunda en çarpıcı ve tehlikeli örnek olarak cep telefonunu verdik. Fakat günlük yaşamımızda kullandığımız bluetooth cihazlar, kablosuz ürünler(modemler, fareler, klavyeler, oyun kumandaları vs.), televizyonlar, crt ve lcd monitörler gibi birçok alet oluşturdukları manyetik alan miktarlarına göre insan vücudunu ve kimyasını olumsuz etkilemektedir.
Benzer şekilde yüksek gerilim hatları yakınındaki evlerde yaşayan çocuklarda Amerikan Bilimler Akademisi tarafından yapılan incelemeye göre lösemi görülme riskinin diğerlerine göre 1.5 katı fazla olduğu tespit edilmiştir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar yüksek gerilim hatları ve elektrikli aletlerin kanser riskini artırdığını göstermektedir. 0-300 Hz frekanslı alanlardan iletkenlik özellikleri nedeniyle en çok etkilenen dokular beyin sıvısı ve kan, ikincil derecede etkilenen dokular ise göz, göz sıvısı, troid, kas, gastrointestinal sistem, prostat ve testis dokuları olarak açıklanmıştır. Yani gün içinde teknolojiden yararlandığımız ölçüde giderek artan oranlarda zarar görmekteyiz.
Baz istasyonlarına veya büyük çanak antenlere yakın yerler de manyetik kirlenmenin fazla olduğu bölgelerdir.
Bu nedenle teknolojiyi mümkün olduğunca ve sadece olmazsa olmaz önemdeki ihtiyaçlarımız için kullanıp, özellikle cep telefonu görüşmelerimizi kısa tutmaya ve cihazı mümkün olduğunca vücudumuzdan uzakta bulundurmaya özen gösterelim.

















Nisan 28th, 2011 at 08:53
hava toprak su kirliligini ile ilgili resimler bilgiler için çok teşekkürler
Mayıs 8th, 2011 at 20:45
küresel ısınma cevre kirliliği resimler için teşekkürler
Ocak 2nd, 2012 at 19:35
naber
Şubat 17th, 2012 at 16:56
çok teşkkür ederim bilgi için
Mart 11th, 2012 at 11:34
SUPERRRRR OLMUS TESKURLERRR
Nisan 14th, 2012 at 14:39
işime çok yaradı
Mayıs 8th, 2012 at 19:36
işime çok yaradı.tam istediğim gibi.kısacası harika